Buradan arayabilirsiniz

Buradan arayabilirsin

13 Ağustos 2014 Çarşamba

MERHABAAAA :D



Merhaba merhaba merhaba merhabaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
Gece gece aşka gelip bir şeyler yazmak istedim :D
"Bir kontrol edeyim acaba ne durumda?"  dedim ve bakarken de bir şeyler yazayım istedim.
Bu aralar o kadar yoğunum kiii değil bloğa yazmak, bakamıyorum bile :(
Aslında hepinizi tek tek çok merak ediyorum. Bazılarıyla telefon ya da facebook aracılığıyla görüşüyoruz.
Eeeeee! neler yapıyorsunuz? Nasılsınız?
Umarım herkes iyidir ve her şey yolundadır.
Aslında ben de anlatacak çok şey var amaaaa nereden ya da nasıl başlayacağımı henüz bilemiyorum :D
Bol vakit bulduğumda mutlaka sizlerle paylaşıp sohbet etmek isterim :D
Heeeeepiniz 
HOŞÇA KALIN  EMİİİİ!!!!!
ÖPÜLDÜNÜÜÜÜÜÜZ.... 

:D

15 Eylül 2013 Pazar

TEKRAR ÖĞRETMENLİK :D

Merhabalaaaar,
Evet, uzunca bir aradan sonra mesleğe bir dönüş yapıyorum yarın.
Çocuklar doğana kadar öğretmenlik yapmıştım.
Çocuklarımı kendim büyütmek istediğim için ara verip onların biraz yola girmesini bekliyordum.
Bu kadar uzun bir ara olunca "acaba yapamaz mıyım?" diye soru işaretleriyle doluydu kafam o kadar ki buna kendimi inandırmıştım.
Elbette işe başladığımda üstesinden gelebilir, layığıyla yapmak için elimden gelen çabayı gösterirdim.
Ben, çocuk gelişimi okumaya ortaokulun ikinci sınıfında karar vermiş,kafaya koymuştum.Çocukları o kadar çok seviyordum ki yapılabilecek başka bir meslek düşünmüyordum.
İnandığım yolda ilerledim ve önce kız meslek lisesinin çocuk gelişimi bölümünü bitirip Okul Öncesi Öğretmenliğinde lisansımı tamamladım.
1995-2005 senelerinde kısa süreli aralarla mesleğimi sürdürdüm.
Teknolojinin büyüklüğüyle :D şimdi facebookta ilk öğrencilerimle görüşüyorum.
Onlar şimdi 24 yaşındalar...
Okul öncesi öğretmenliği, diğer branşlar içinde en nankör branştır.
Neden mi?
Çünkü mezun ettiğiniz yaştaki çocuklar sizi hatırlamaz yada hafızasında olsanızda isminizi çok iyi hatırlamaz.
O yüzden buırada ebeveynlere çok iş düşüyor :D
mezun olduğu halde arayanlarla iletişim kesilmiyor.
Bir öğretmen içinde, çocuklarının geleceğini görmek çooook mutluluk vericidir.
Bu söylediğimi belki de çürütecek bir örnek yaşadım aslında :D
Geçen sene facebooktan birisi beni eklemişti.İsim çok tanıdıktı ama ne resimden ne isimden kim olduğunu çıkartamamıştım.Bir mesaj yolladım, kim olduğunu ve beni nereden bulduğunu soran.
Gelen cevap beni o kadar mutlu etmişti ki size anlatamam.
"Öğretmenim sizi ..... Anaokulundan biliyorum, benim sınıf öğretmenimdiniz.Sizi diplomamda yazan isminizden buldum"
Arayan buluyor elbette.
Neyse aslında hiiiç bunları paylaşmayı planlayarak oturmadım bilgisayarın başına :D ama burası günlük değil mi? Gönlümüzden ne gelirse onu aktarmıyor muyuz?
İşte böyleeeee, 
yarın çocuklarımın geçen sene gittiği anaokulunda göreve başlıyorum.
Lütfen benim için dua edin çünkü çok heyecanlıyım :D sanki ilk defa göreve başlıyormuşcasına.
12 erkek 7 kızımın olacağı 19 kişilik bir sınıfla BİSMİLLAH diyeceğiz.
Acaba nasıl çocuklar,nasıl veliler?
Bu işe başlamamda bana çok büyük destek veren, geçen sene kızımında öğretmeni olan Fatoş KOÇAK sana çooook teşekkür ederim.
Fatoş öğretmenim olmasaydı aklıma bile gelmezdi tekrar dönmek.
Yarın sizlerle ilk günümüze ait renkli kareler paylaşmayı umut ediyorum.
Şimdilik, okulda geçen sene sevgili eşimle taptığımız aile katılımı etkinliğinin fotoğrafıyla idare ediniz efem
Sevgileeeeer

13 Eylül 2013 Cuma

ÖÖÖYLE BAKIP BAKIP İÇ GEÇİRMEKLE OLMUYOR :D

Merhabalaaaaar,
Başlığı okuduğunuzda, ne demek istiyor acba? diye geçirmiş olabilirsiniz :D
Ben de yaptığım bu işe girişmeden önce bloglarda görüp, bir gün bunu yapmalıyım diyordum veeee yaptım.
İnanın bana işe giriştikten kısa bir süre sonra "blog için kullandığım ismin hakkını veriyorum" dedim :D
Ne mi yaptım?
Annemin mobilyalarını boyadım.
Mobilyalarını derken, tam deli işi olsun dedim ve salon takımının yanına bir de yatak odası takımını ekliyeyim dedim :D oldu tam deli işi
Resimleri paylaşmadan önce başlangıç hikayemi anlatmak istiyorum.
Annem, yaklaşık 13 yıl önce aldığı takımlarının rengini hiiiç sevmiyordu.Beyaz her zaman istediği renkti ama o gün onları alması gerekmişti.
Ben de blog aleminde dolanıp yenileme çalışmalarını gördükçe bir şeyler beni dürtüyodu :D Galiba deli damarım :D anneme söylüyordum ama o da "olur mu ki?Naasıl durur ki?" gibi sorularıyla hevesimi kursağımda bırakıyordu.
Taaaa ki bu yaz taşınması gerekinceye kadar.
Boyamayı nasıl yapsak ii olur?Püskürterek mi?Fırçayla yaparsak dalga kalır mı?
O kadar çok karar verip daha sonra profesyonellere bırakalım diye vazgeçtik kiii.
En son, amaaaaan dedik.Yaptıralım gitsin...
Sadece dedik :D çünkü aldığımız fiyattan sonra vazgeçtik :D
Annem, olsun boşver çoluk çocuk zor olur dedi.Ben tabe kafama koydum, bir de meraktan ölecem :D Yapabilecek miyim?Mobilyalar nasıl görünür? vs.
Yok dedim yapalım, bir şekilde hallederiz dedim.
Resim mezunu, AKM'de dekorasyonla ilgili bir işi olan(tam adını bilemiyorum,kusura bakma Şenol ,) ) kuzenim var.Onu arayalım soralım, fikir alalım dedim.
Şenol, zımparasız olmaz dedi ve ertesi gün büyükçe, profesyonel bir zımparayla geldi ve sadece iki gün zımparayala uğraştı.
Onun önerisi selülozik boya oldu.Evde iki tane çocuk ve bir sürü iş olduğu için ve boyanın kuruma süresini göz önünde bulundurunca ben onu istemedim.Su bazlı boya kullanmayı önerdim ama onunda dalga bırakma riski vardı. Daha önce yine blogger bir arkadaşım olan Şenay'cım, evdeki amerikan kapıları zımparalamadan boyadığı bir boyadan bahsetmişti.
JOTUN marka bu boyayı araştırdım.Ahşap dış cephe boyasını önerdiler.Tutunma gücü o kadar iyi ki zımparaladığım bir çok parçayı keşke zımparalamasaydık dedik :D
Odadan balkona çıkartamadığımız büyük bir kaç parçayı zımparasız boyadık.Sonuç diğerleriyle aynı oldu ama daha sonra başına bir şey gelir mi bilemiyorum :D
JOTUN, diğer markalara göre biraz pahalı ama kesinlikle çok kaliteli :D
Gelelim neler yaptığımıza :D önce zımpara(eğer jotun kullanacaksanız bence hiç gerek yok)
sonra tam 6 kat astar :D ne kadar çok kat olursa işiniz o kadar profesyonel oluyor.Üşenmeden boyayın derim :P
Ben iki çocuk ve taşınmak üzere olan bir evde bunu başarabildiysem...
Annem sürekli bitmicek,keşke girişmeseydik gibi bir ton moral bozucu cümle kursada pes etmedim :D
İşimiz 3-5 gün sürünce o binlerce defa pişman oldu ama o kadar parça bir günde boyanamazdı :D
daha sonra destek kuvvet çağrılarına başladı :D Önce sevgili Candoğan daha sonra işin büyüğünü paylaştığım halam el attı veee sanırım 6. günün sonunda işimiz bitmişti.Süreç olarak daha fazla ama iş başında olduğumuz, tam gün olarak herhalde 4-5 gündür.Korkmayın yane :D
O kadar karışıklıkta çok fazla resim çekemedim.En kötüsü ne biliyor musunuz?
Demonte halde bıraktığım mobilyaların yeni eve yerleşmiş halini halâ göremedim :/
Sevgili kardeşimde sadece salona ait iki resim yollamış.Bu kadar laftan sonra yeter artııııııık dediğinizi duyuyoruuum :D
İŞTEEEEEEEEEEEE

 Bir tek bu televizyon sehpasını boyamadık çünkü onun alttaki haline bayıldık ve eskitme olarak bıraktık.Sizce nasıl?





Heeeee! söylemeyi unuttum.Altı kat astardan sonra çooook ince zımparayla özellikle masa ve konsol gibi üzeri kullanılacak eşyaları elle hafifçe sürterek zımparaladım ve son katı daha yoğun olarak sürdüm.
İşte bu da salonda yerleşmiş halleri


Yorumlarınızı çok merak ediyorum amaaaaa :D
Sevgileeer

10 Eylül 2013 Salı

ESİN PERİM FİLİZ'İM

Merhabalaaaaar,
Yine uuup uzuun bir ara verdim ama döndün bu sefer inşallaaaah :D
Ayrıntılara girmeyeceğim bu kadar ara verdim ve ilk yazımı çooook gecikmiş bir teşekkürle yapayım istedim.
Öncelikle özür diliyorum kendisinden.
Kimden mi?
Canım arkadaşım ESİN PERİSİ nden

Efendim, ben internet alemine 1998 yılında giriş yapmış bir vatandaşım.
O zamanlarda bilenler bilir, bu kadar geniş değildi alan.
MIRC diye bir sohbet alanı ve kısıtlı dolanım imkanı vardı.
Daha sonra ICQ, MSN gibi sohbet programları eklendi ve sosyal ağlar böylelike farklı mecralara kaydı ve şimdi bir çoğunu bilmediğim alanlar oluştu.
O dönemlerde kurulan arkadaşlıklar bambaşka olurdu.Aklınızın ucundan geçmeyecek, hiç bilmediğiniz şehirlerden arkadaşlıklar hatta dostluklar kurulurdu.
İstanbul'da yaşadığım için tanıştığım bir çok arkadaşımda oldu.
Hatta haaalâ görüştüğüm arkadaşlarım vardı.
Zaman zaman düşünürdüm, ne garipti ki insan hiç görmediği birinin iyiliğini, halini düşünüyor bazen onun için üzülüyor vs.
Benim için internet arkadaşlıklarım heep iyi andığım insanlarla dolu.
O zamanlarda da derdim ki insan seçebiliyor, iyi yada kötü olanı ve o yüzden beni üzen bir kaç kişi dışında hiç kimse olmamıştı.
Aradan yıllar geçti ve aynı dili konuştuğum, aynı olmasa da benzer şeyleri sevip zevk aldığım hobici arkadaşların platformunda buluştuk Filiz'imle.
İnsan, arada km'ler olsa bile kendine benzeyeni yakalıyabiliyor işte.
Filiz'iim, gönlü zengiiiin, kalbi iyi,becerikli çok ama çok iyi bir arkadaş hatta belki de dost ;)
Bir tek kusuru var :D 
Kendine inanmaması.
O kadar kusur kadı kızında da olur diyorum, ne yapalım :D
İşte bu güzel arkadaşım, bir gn blogunda yayınladığı bir atkıyı çok beğendim diye oturmuş uğraşıp bir tane değil iki tane atkı örmüş, yetmemiş yanında çok güzel iki takımda küpe-bileklik yollamış.
Aslında aylar oldu onları göndereli ama yazamadım bir türlü :(
ÖZÜR DİLERİM FİLİZ'İİİM
Hiç görüp, tanışamadım ama mutlaka bir gün yollarımızın kesişeceğini bildiğim güzel arkadaşım
Çoook ama çoook TEŞEKKÜR EDERİM.
İşte, benim cicilerim 
Sevgileeeer

Translate

HAYDİ BURADAN DA BAKIN

HAYDİ BURADAN DA BAKIN
10marifet

Copyright: Her hakkı saklıdır

Copyright: Her hakkı saklıdır
Creative Commons Lisansı DELİ İŞİ BUNLAAAR :) by Ayşe Selcen Kan Atılgan is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License. Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://deliisibunlar.blogspot.com. Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://deliisibunlar.blogspot.com adresinde mevcut olabilir.